29.11.2016

İstanbul Serbest Mimarlar Derneği’nin Kalebodur’un desteği ile birlikte Salt Galata’da düzenlediği “Mimarlık Ve…” buluşmalarının dördüncüsü 28 Kasım Pazartesi günü “İstanbulSMD ve Kalebodur’la Pazartesi Buluşmaları - Mimarlık ve Çizgi Roman” başlığı altında düzenlendi.

 

Geçtiğimiz yıl İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası kitabını resimleriyle yorumlayan İlban Ertem ve Uykusuz mizah dergisinden Sandık İçi köşesi ile tanınan Ersin Karabulut’un konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü, Türkiye’nin bu alanda sayılı akademisyenlerinden biri olan Levent Cantek gerçekleştirdi.

 

Çizgi romanın Türkiye’de gelişimi ile birlikte, 60’lı yıllardan günümüze İstanbul’un ve kent morfolojisinin değişimine odaklanan panel; kentlerin sosyo-kültürel değişiminin çizerlerin gözünden şehir anlatılarında öne çıkardığı mekânsal özellikleri, çeşitli mizah dergileri üzerinden örneklerle anlatıldı.

 

Moderatör Levent Cantek’in sunumuyla başlayan panelde, Cantek 80’lerdeki göç yoğunluğunun etkisi ile çizgi romanlarda ve karikatürlerde özellikle Anadolu’dan kente gelenler üzerinde sokağın özgürleştirici etkisinin hissedildiğini ve çoğunlukla dış mekanlarda ve sokaktaki detaylarla hikayenin aktarıldığını örneklerle gösterdi. Kamusal mekanların günümüze kıyasla daha çok kullanıldığı bu yıllardan 90’lı yıllara ve günümüze dek gelen süreçte ise artan bireyselleşme ile birlikte çizerlerin daha çok iç mekânlara yönelik ağırlık verdiğini ifade etti.  Ersin Karabulut ve yaşıtları gibi çizerlerin çizimleri üzerinden verdiği örneklerle Cantek Türkiye çizgi romanında mekânsal ifadenin kentsel dış mekanlar yerine bina ve daire içi gibi bireysel mekanlara sıkıştığını gösterdi.

 

Çizimlerini yaşayan bir alan olarak planladığını, şehir ve evleri anlatırken yeni perspektifler keşfettiğini belirten İlban Ertem ise çizdiği hikâyelerde, çizgi ve mekânla uyumlu bir anlatım diline önem verdiğini ifade etti. Yapıları, mekânları çizimleri üzerinden koruduğunu belirtirken,   bir farkındalık ve kalıcılık yaratmak istediğinin de altını çizdi.

 

İstanbul’un değişimiyle birlikte, bireylerin kendilerine ait bir korunma alanı ve sığınak olarak gördükleri evlerin içinde olanları çizimlerine aktardığını belirten Ersin Karabulut, İstanbul’un mevcut durumunun kişiyi korunaklı bir alana yönlendirdiğine ve bu durumun da hikâyelerini etkilediğini vurguladı.

 

Çizgi roman yazarlarının birbirlerini hikâye ve mekân kurgusunda olumlu yönde etkilediğini belirten konuşmacılar, mimarlık üzerine düşünmenin, çizim ve perspektif algısı açısından çizerleri geliştirdiğini de ayrıca belirttiler. Panelistler aynı zamanda sadece İstanbul değil ülkedeki pek çok kentte yaşayanların hızla niteliksizleşen kentsel mekanlardan bir an önce kaçıp barınak olarak gördüğümüz evlere çekilmek istediğini gözlediklerini ve ister istemez çizimlerinde de bunları yansıttıklarını belirttiler.

İki saate yakın süren, herkese açık ve ücretsiz olan “İstanbulSMD ve Kalebodur’la Pazartesi Buluşmaları” adlı konuşmalar serisinde, 19 Aralık’ta Oğuz Öztuzcu yönetiminde Nezih Başgelen, Cevat Erder, Metin Gökçay ve Oğuz Cem Özer’in katılımı ile Mimarlık ve Arkeoloji ilişkisi konuşulacak. Kalebodur’un desteği ile düzenlenen “Mimarlık Ve…” adı altındaki paneller serisi ile İstanbulSMD, mimarlık dışındaki alanlarda çalışanlarla mimarlığı ve kentleşmeyi bir arada tartışmaya açıyor.