11.07.2017 | Doç.Dr. Hakkı Moltay

İstanbul dünyanın en önemli metropol şehirleri arasındadır. 19.yüzyılda insanların konforlu ve mutlu bir biçimde yaşamalarını olanaklı kılan fiziki mekanlardaki önemli gelişmeler vakıflar ve bankerlerin, Osmanlı’da başlayan ve Cumhuriyet’le gelişen imar hareketlerinin de desteği ile, Batı şehirleri ile yarışan binalar yaptırarak İstanbulluları kullanımına sunmalarıdır.

Cumhuriyet kurulmadan önce ve hemen sonra İstanbul’un Laleli semtindeki Tayyare Apartmanları ile gene İstanbul’da Vakıflar İdaresi’nce yaptırılan 1., 2., 3. ve 4.Vakıf Han’lar, dönemin ünlü Türk Mimarı Mahmut Kemalettin’in projelerini yaptığı “Taşınmaz Geliştirme Projeleri”ne örnektirler. “Taşınmaz Geliştirme Projeleri”ne başka bir örnek ise 1960 yılında İstanbul Belediyesi’nin öncülük ettiği mimari proje yarışmasını kazanan Tekeli – Sisa – Hepgüler ortaklığının “Manifaturacılar Çarşısı” proje ve uygulamasıdır. Çevresindeki önemli Osmanlı mimari yapılarına saygılı, yarı açık AVM mekanlarından oluşan bu projenin bugün bile kolay ulaşılamayacak başarılı örnek olduğunu düşünüyorum. 1960 yılından sonra İstanbul, “Taşınmaz Geliştirme”de kamu ve özel sektörün birlikte geliştirdiği bazı özgün uygulamalara da başlangıçlarında ev sahipliği yapmıştır. Bu uygulamalarda edinilen deneyimler daha sonra ülke çapında da yayılarak, büyük şehirlerimizde,
yeni yerleşimler ve kentsel yenileme projelerinde örnek olmuşlardır. Sosyal Sigortalar Kurumu’nun kendisine tabi çalışanlara kurdurduğu kooperatiflere proje, uygulama için teknik yardım
ve kredi desteği vererek, konut yaptırmalarını teşvik eden uygulaması ülkemizde mimarlık mesleğinin gelişmesinde önemli olmuştur. Katılımcılarının yedi ile, bazı projelerde 1000’lere ulaşabildiği kooperatif toplu konut projelerinde serbest mimarlar şehir planlaması, bina tasarımı ve uygulamalarının yönetimi ve denetimi hizmetlerini vererek önemli katkılar sağlamışlardır.

İkinci olarak da, 1965 yılında yürürlüğe giren Kat Mülkiyeti Kanunu’nun getirdiği, birden fazla bağımsız bölüm sahibi kullanıcının binaya ortak olabilmesini sağlayan yeni mülkiyet modeli ve bu kanuna dayalı olarak geliştirilen “yapsat” uygulaması, yenilikçi bir finansman modeli olarak, kullanıcıların kendi tasarrufları ya da akraba ve eş-dostlardan alınan ödünç paralarla, döneminde
kredi olanakları çok az olan inşaat sektörümüz için bir can suyu olmuştur. Serbest mimarların her iki uygulama alanında da “Taşınmaz Geliştirme Projeleri”ne katkı sağlama açısından edimlerinin
gelişimini üç ayrı biçimde görüyoruz ve bu biçimler günümüzün mimarlık meslek pratiğinin tanımına da önemli katkılar getirmiştir. Ayrıca, Mimarlar Odası’nın serbest mimarlar ile mesleki alandaki en önemli işbirliği, özellikle ikinci örnekteki uygulamalara, proje hazırlama normları açısından, yön verme konusunda gerçekleşmiştir: Mimarların temel edimleri, yapıların mimarisini
tasarlamak, uygulama projelerini çizmek ve yapı sahiplerinin inşaata başlayabilmeleri için İdarelerden yapı izinlerini elde etmelerini sağlamaktır. Mimarlar, birinci şıkta tanımlanan hizmet
grubunun devamı olarak yaptıkları vekalet sözleşmesine göre yapıların inşaat süreçlerini yönetirler ya da profesyonel yüklenicilerin eylem ve kalite denetimlerini yaparlar. Ayrıca, mimarlar satın alma ya da kat karşılığı anlaşması ile, kendi adlarına bina inşa ederek, talep eden alıcılara satmak yolu ile de mimarlık mesleklerini uygulama olanağı bulabilirler.

Serbest mimarlar ayrıca yukarıdaki edimlerine dayalı olarak, kurdukları yetkin tasarım firmaları ile 1975 yılından itibaren, “İnşaat Yüklenicisi” firmalarımızın Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Rusya gibi pazarlarda önemli işler yapabilmelerinde de rol almışlardır. İstanbul’da yaşayan serbest mimar üyelerimizin “Taşınmaz Geliştirme Projeleri”ne katkı sağlayabilme yönünden, başka şehirlerimizdeki meslektaşlarımıza göre daha avantajlı konumda olduklarını düşünüyorum. Deprem tehdidi altında olan şehrimizde “Taşınmaz Geliştirme Projeleri”nin sayısı giderek artmaktadır ve 6306 Sayılı Kanunun çerçevesinde yapılması gereken kentsel yenileme projelerinde de, İstanbul ve çevresinde İstanbulSMD üyelerinin daha yoğun olarak katkı sağlama olanakları vardır.

Düşünsel katkı için işbirliği yapabileceğimiz Urban Land Institute – Türkiye Şubesi ya da Columbia Üniversitesi’nin Türkiye’de kuruluşunu gerçekleştirdiği Studio X, uluslararası şehircilik deneyimlerinin tartışıldığı yarı-akademik kurumu İstanbul’dadır ve İstanbul Teknik Üniversitesi başta olmak üzere Özyeğin, Bilgi, Kadir Has, Okan ve İstanbul Ticaret gibi vakıf üniversitelerinin, “Taşınmaz Geliştirme” konularında özgün lisans üstü ve sertifika amaçlı eğitim olanakları da sunmaları İstanbulSMD üyelerinin avantajlarının daha da artmasına neden olmaktadır.

* Bu makale Gayrimenkul Türkiye dergisinin Mayıs-Haziran 2017 sayısı ile birlikte hazırlanan Sektöre Bakış ekinde yayınlanmıştır.