06.10.2016

Yıllar öncesi Batı Anadolu ve Akdeniz kıyı ve bölgelerinin yerleşik alanlarında yaptığım gezilerde farklı, yerel yapı kültürü örnekleri ile karşılaştım. Bodrum’da Musandıra Tipi ev çok fonksiyonlu tek hacimli mekânı, yalın tasarım boyutları ile çağdaş minimal bir tasarımdır. Karadeniz ve batı Anadolu yapı kültüründe ahşap kullanılarak inşa edilmiş yapıların, doğal çevre koşulları ile bütünleştiği ve ait oldukları bölgelerin fiziksel özelliklerini taşıdıkları görülür.

Yapılar, ayrıntılar dizisi gibi ustaların elleriyle gerçekleştirdikleri artizanal iş üretim biçimidir. Bu üretim biçiminde yapı ustalarının düşünce ve duyguları imgeleri ayrıntılar içinde gizlidir. Yapıların oluşum sürecini izlediğimizde geçen zamana karşın yapıların şeffaflığı, ayrıntıların yalın ve kişiye özel olduğu görülür. Üretimin yalanı dolanı yoktur.

Benim Yer ve Coğrafyayı önemseyişim, sosyal çevre ile mimari arasında kentsel bağlam kurmam, yerelde yapı kültürünün gelenekselden farklı olarak üretim tekniklerini geliştirmesi ile yapılı çevrenin kurgusunu günlük yaşamla bütünleştirmiş olmasıdır.

Çok kapsamlı düşün çevresi üzerinde tasarlanan mimari yapılar inşa edildikleri “YER” ile tanımlanırlar. Mimari söylemde sosyal yaşamın sahnesi olan mekânlar, insanın kendine ait düşüncelerin oluştuğu tasarımın temel nesnesi olması nedeniyle “YER’in” yaşam sahnesinden soyutlanmayacağını düşünüyorum.

Evlerimiz odalarımız, sokaklar, açık alanlar gibi yaşam alanları Ait olma düşüncesinin geliştiği hafıza mekânlarıdır. Yaşam çevresinde sürekliliklerini korurlar. Çevrenin tasarımından sorumlu mimarların çok boyutlu yaşam döngüleri içinde projeleri özgürce ve de özgün olarak Yer’e Ait olgular ile ilişkilendirmeleri doğaldır. Projelerimde Kentsel Tasarım veya mimari ölçekte olsun yapılaşmanın doğal ve kentsel çevrenin bir parçası, öğesi olması ilkesi proje çalışmalarımın bütününde okunabilir. Ve mimarlıkta özgünlüğün insanı özne alan doğal, sosyal çevreyle bağlam kuran tasarımlar içinde gizli olduğunu düşünüyorum.

Evrensel tanımı ile yer, insanların nefes aldığı, yaşadığı doğal, fiziksel, sosyo kültür ve tarih çevreyle bağlam kurduğu yaşam mekânlarıdır. Elli yıllık mesleki yaşam öykümü Afife Batur’un YERE AİT kavramı üzerine düzenlenen sergi, kentsel alandan mimari tasarımlara değin tarihe ait zamanı olmayan kurgular dizisidir. Kullanıcılarına kendilerine ait kılma fırsatı verirler.

Konuşmamı, Can Yücel’in “Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi” değişiyle bitirmek istiyorum.

Ersen Gürsel
TED Üniversitesi Mimarlık Fakültesi
YER’e Ait Sergi Söyleşisi
5 Ekim 2016